GÜNCEL
Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi Hk.

ÖZELGE BİLGİLENDİRME

TARİH

28.01.2026

KONU

Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi Hk.

ÖZELGE TARİHİ

10.12.2025

ÖZELGE SAYISI

62030549-125[2- 2022]-163380

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul Defterdarlığı’nın ‘‘ Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi ‘’ hakkındaki özelgesi aşağıdaki gibidir.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde ve çeşitli mecralarda yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki telif ödemeleriyle ilgili kuruluşlar tarafından Birliğiniz vasıtasıyla oyunculara telif ödemesinin yapıldığı belirtilerek, Birliğinize ödenen bu telif ödemelerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak;

- Birlik hesabına gelen ödemeler karşılığında bir belge düzenlenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa bu belgenin türünün ne olduğu,

-  Birliğinize yapılan telif ödemeleri, telif sahibi oyunculara ödenirken, oyunculardan serbest meslek makbuzu, fatura v.b. belge alınıp alınmayacağı, stopaj yapılıp yapılmayacağı,

- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, Birliğiniz tarafından belge düzenlenecekse, bu belgelerde katma değer vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı,

- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, "katkı payı" adı altında belirli oranda kesinti yapıldığı, söz konusu kesintinin Birliğin giderlerinde kullanıldığı, kesinti yapılan bu "katkı payı" ile ilgili herhangi bir vergi ödenip ödenmeyeceği ve mükellefiyet tesisinin gerekip gerekmediği

hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde derneklere ait iktisadi işletmeler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin derneklerin iktisadi işletmeleri olduğu; altıncı fıkrasında da derneklere ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.

Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamaları içeren 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4) bölümünde, iktisadi işletmelerin belirgin özelliklerinin, bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu, diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu; Kanunun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesinin, kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyeceği; ayrıca kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğunun kabul edileceği açıklanmaktadır.

İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır.

Öte yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun "Meslek birliklerinin kurulması" başlıklı 42 nci maddesinde "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler. Eser sahipleri veya icracı sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar; yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler meslek birliği olarak faaliyet gösterebilmek için izin almak üzere Bakanlığa başvurmak zorundadırlar. Meslek birlikleri bu izni aldıktan sonra kuruldukları alanda faaliyet gösterirler." hükmü yer almaktadır.

Vergi uygulamaları bakımından 5846 sayılı Kanuna göre eser sahipleri (söz yazarı, besteci, şair, yazar, ressam, yönetmen, senarist, bilgisayar programcısı vb.) ile bağlantılı hak sahipleri (müzisyen, oyuncu, fonogram yapımcısı, film yapımcısı, radyo/ TV yayıncısı) tarafından üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve anılan Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmuş olan meslek birliklerinin tüzel kişiliği itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır.

Ancak, 5846 sayılı Kanuna göre faaliyet gösteren meslek birliklerinin yürüttüğü faaliyetlerin, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde devamlı surette ve bir bedel mukabilinde gerçekleştirilen ticari, sınai ve zirai faaliyetlerden oluşması halinde; bu faaliyetler dolayısıyla, meslek birliklerinin tüzel kişiliğinden ayrı olarak, meslek birliklerine bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekir. Meslek birliklerin bu faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması iktisadi işletme oluşmasına engel teşkil etmeyecektir.

Buna göre, meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve üyelerine tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği hizmetlerin bir bedel karşılığında sunulması halinde, bu hizmetler dolayısıyla meslek birlikleri bünyesinde oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilecek kazançların kurumlar vergine tabi tutularak vergilendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle, Birliğiniz tüzel kişiliğinden ayrı olarak Birliğinize bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilen kazançların kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Ayrıca, Birliğinize ödenen telif bedellerinin telif sahibi oyunculara ödenen kısmının, kurulacak iktisadi işletmenin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.

Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

...",

- "Serbest meslek erbabı" başlıklı 66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır.

..."

yer verilmiştir.

Aynı Kanunun "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar" hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin (2) numaralı bendinde de, 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17, diğerlerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazançlarında istisnaları düzenleyen 18 inci maddesinde, "Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır.

Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler istisnaya dahildir.

Yukarıda yazılı kazançların arızi olarak elde edilmesi istisna hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez.

Serbest meslek kazançları istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur.

Bu madde kapsamındaki kazançları toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşanlar bu istisnadan faydalanamazlar. Bu durumda olanların, 94 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapma yükümlülüğü yoktur." hükmüne yer verilmiş olup konuya ilişkin açıklamalara, 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir.

Anılan Tebliğin;

- "İstisnanın kapsamı ve istisnadan yararlanma şartları"  başlıklı 3 üncü maddesinde,

"(1) 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde serbest meslek kazanç istisnasından yararlanan mükellefler ve istisna kapsamında olan eserler sayılmış olup, söz konusu maddede hangi hasılatın istisna kapsamında olduğu da ayrıca belirtilmiştir. Buna göre;

a) Anılan istisnadan yararlanma hakkı; müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekâr, bilgisayar programcısı, mucitler ve bunların kanuni mirasçılarına tanınmıştır.

b) İstisna kapsamına; şiir, hikâye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band, radyo ve televizyon senaryo ve oyunu gibi eserler ile ihtira beratları girmektedir.

c) İstisna uygulanacak hasılat, eserlerin; gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlanması veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarının satılması veya bunlar üzerindeki mevcut hakların devir ve temlik edilmesi veya kiralanması karşılığında elde edilen hasılattır. Eserlerin neşir, temsil, icra ve teşhir gibi suretlerle değerlendirilmesi karşılığında alınan bedel ve ücretler de istisna kapsamındaki hasılata dahildir.

(2) 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine göre bazı eserlerde kayıt ve tescil zorunlu, bazı eserlerde ise ihtiyari tutulmuştur. 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan serbest meslek kazanç istisnasından yararlanabilmek için maddede belirtilen eserlerden kayıt ve tescili zorunlu olanların kayıt ve tescil ettirilmesi şart olup, diğer eserlerde kayıt ve tescil şartı aranmayacaktır.

(3) Kültür ve Turizm Bakanlığınca kayıt-tescil edilen eserlerin, aynı zamanda 193 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde sayılan eserler veya bu eserlere benzerlik gösteren eserlerden olması şart olup, 5846 sayılı Kanuna göre kayıt-tescil edilen tüm eserler istisna kapsamına girmemektedir.

..."

açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu bağlamda, söz konusu istisna, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlere tanınmış olup sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının üyelerin rol aldığı sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde çeşitli mecralarda yayınlanması nedeniyle elde ettikleri kazançları için Gelir Vergisi Kanununun 18 inci maddesinde yer alan istisnadan faydalanılması mümkün değildir.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre,

- Birliğinize üye olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının serbest meslek kazancı yönünden mükellefiyet kaydının bulunması halinde, üyelerin rol aldığı sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde çeşitli mecralarda yayınlanması nedeniyle Birliğinizce tahsil edilerek üyelere yapılan ödemelerin serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilmesi,

- Birliğinize üye ancak vergi mükellefiyeti olmayan, oyunculuk faaliyetini arızi olarak yerine getirenlere yapılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 82 nci maddesi uyarınca arızi serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi ve Birliğiniz tarafından tahsil edilerek üyelere yapılan ödemelerin arızi serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilerek vergilendirilmesi,

gerekmekte olup her iki durumda da ödenen bedellerden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinin (b) alt bendi uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;

-1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

-1/3-g maddesinde, dernek ve vakıflara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

-11/1-a maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetlerin KDV den istisna olduğu,

-12/2 nci maddesinde, bir hizmetin hizmet ihracı kapsamında değerlendirilebilmesi için hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olması ve hizmetten yurt dışında faydalanılması gerektiği,

-32 nci maddesinde, bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17 nci maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV'nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak KDV'den indirileceği, vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen KDV'nin, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacağı

hüküm altına alınmıştır.

KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/A-2.1.) bölümünde de;

"...

Hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapıldığı, yurt dışındaki müşteri adına düzenlenen fatura ve benzeri belge ile tevsik edilir.

Hizmetten yurt dışında faydalanılmasından kasıt, Türkiye'de yurt dışındaki müşteri için yapılan hizmetin, müşterinin yurt dışındaki iş, işlem ve faaliyetleri ile ilgili olması; Türkiye'deki faaliyetleri ile ilgisi bulunmamasıdır.

..."

açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, Birliğiniz bünyesinde oluşan iktisadi işletme tarafından yurt dışındaki müşteriye verilen sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanmasına yönelik hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması halinde, bu hizmetin 3065 sayılı Kanunun 11 inci maddesine göre hizmet ihracı kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, söz konusu hizmete ilişkin yurt dışındaki yayıncı kuruluşlardan tahsil edilen bedellerden üyeniz olan oyunculara aktarılan tutarlar nedeniyle oyuncular tarafından düzenlenen belgelerde genel hükümler çerçevesinde KDV hesaplanması gerekmektedir. Birliğinize bağlı iktisadi işletmenin bu işlemlere aracılık etmesi nedeniyle verdiği hizmete ilişkin KDV hesaplanması gerektiği tabiidir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu uygulamasında mükelleflerin ödevleri, Kanunun ikinci kitabında düzenlenmiş olup, mezkûr Kanun uyarınca düzenlenmesi/kullanılması zorunlu olan vesikalar, Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir.

Ayrıca, mezkûr Kanunun 227 nci maddesinde, "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almakta olup, söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerden uygun olanı ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, mezkûr Kanunun, 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tarif edilmiş; 230 uncu maddesinde, faturanın şekline/muhteviyatına; 232 nci maddesinde de fatura kullanma mecburiyetine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Bunun yanı sıra, mezkûr Kanun ve ilgili ikincil mevzuatta öngörülenler (birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler, serbest meslek erbapları gibi) haricindekilerin işlemlerinde, bu Kanun uyarınca kullanılma zorunluluğu bulunan belgeleri/vesikaları düzenleme yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Buna göre, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle Birliğiniz bünyesinde iktisadi işletme oluştuğundan, Birliğiniz iktisadi işletmesi tarafından Vergi Usul Kanunu ve ilgili ikincil mevzuatta öngörülen ödevlerin/yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekmekte olup, bu kapsamda da elde ettiğiniz telif gelirleri karşılığında fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, Birliğiniz üyesi olan telif sahiplerine ödenen telif bedellerine ilişkin kayıtların, söz konusu kişilerin mükellefiyet türüne bağlı olarak mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan veya Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak kullanılma zorunluluğu getirilen belgelerle tevsik edilmesi gerektiği tabiidir.

 

Bilgilerinize sunulur.       

Saygılarımızla…